MAÇ SONUÇLARI
BASKETBOLVOLEYBOL
  • 23/09/2014
    -
    18:30
    /
    Genç Takım
    Bayrampaşa
    TEŞVİKİYE SK
    65-94
    ACIBADEM ÜNİ
  • 28/09/2014
    -
    14:30
    /
    Yıldız Takım
    Caferağa
    TEŞVİKİYE SK
    61-54
    FENER ATAŞEHİR
SPOR OKULLARI ve TAKIMLARIN ANTRENMAN PROGRAMI
Şişli End Mes Lis
Cumartesi – Pazar  
Çalışma Saatleri Çalışma Grubu Doğum Yılı
     
08:00 - 10:00 Teşvikiye SK Küçük 2000 - 2001
08:00 - 10:00 Teşvikiye SK Minik 2002 - 2003
10:00 - 11:00 Spor Okulu 2001 - 2004
11:00 - 12:00 Spor Okulu 2005 - 2007
12:00 - 13:00 Teşvikiye Akademi Minik 2002 - 2003
13:00 - 14:00 Gelişim Grubu 2001 - 2003
14:00 - 15:00 Teşvikiye Akademi Küçük 2000 - 2001
15:00 - 16:00
Teşvikiye SK U11 2003 - 2004

Resneli NiyazibeyBeşiktaş Atatürk And Lis
ANTRENÖRLER
  • İlyas ÇELİK
    Basketbol Antrenörü

    14.03.1989 Esenler doğumludur. Türkiye Basketbol Federasyonu D Kademe Antrenörlük Belgesine Sahiptir. Spor hayatına 1999 yılında Basketbol ve Atletizmle başladı. Şu anda Anadolu Üniversitesi Spor Yöneticiliği Bölümünde okumaktadır.. 2008- 2011 yılları arasında çeşitli spor organizasyonlarında ( Sabancı Oyunları , İstanbul Corporate Games, İstanbul Gelişim Ligi) yer almıştır.
    2012 Uluslararası ve 2013 Ulusal Antrenör Gelişim Semineri Sertifikalarına sahiptir. 2007-2009 yılları arasında Enka Yaz Spor Okullarında Antrenör olarak görev aldı. Halen Teşvikiye Spor Kulübü Basketbol Okulları Antrenörlüğü ve Teşvikiye Akademi Spor Kulübü Minik Takım Antrenörlüğü yapmaktadır.

  • Aktuğ KARABAY
    Basketbol Antrenörü
  • Onurhan KOÇER
    Basketbol Yard. Antrenör
  • Berna AKSAR
    Cimnastik Antrenörü

    1987 Tekirdağ doğumlu Berna Aksar spora 1994 yılında başladı. Cimnastik sporunu kendine bir disiplin biçimi alarak yetişti. Birçok yarışmalarda dereceler aldı. Trakya Üniversitesi Cimnastik Topluluğu Öğrenci Başkanlığı görevini öğrencilik hayatı boyunca üstlendi.  T.Ü. Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümünü bitirdi. Daha önce Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünde Sezai Irmak Bale ve Cimnastik okulunda çalıştı. 2012 yılından itibaren kulübümüzde görev almaktadır..
     

  • Özden GÖKALP
    Karate Antrenörü
    İstanbul  doğumludur. İlkokulu Şişli 19 Mayıs ilkokulunda, orta öğretimini Şişli Lisesinde tamamladı.​

    Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunu dereceyle bitirdi. 1980 yılında karateye başladı. Sporculuk hayatında Kata ve Kumite dallarında sayısız Türkiye Şampiyonlukları, Uluslararası Boğaziçi Turnuvalarında Şampiyonluklar, Balkan Şampiyonlukları, Akdeniz Oyunları 3.'lüğü, Avrupa 3.'lüğü, New York Open Turnuvasında Şampiyonluk kazanmıştır.1995-2003 yıllarında karate milli takımında ülkemizi temsil etmiştir.

    Sporculuk kariyerini Sarıyer Spor Kulübünde tamamlamıştır. Daha sonra aynı kulübün kız takım antrenörlüğünde bulunmuştur. 1998 yılından itibaren Şişli Resneli Niyazi Bey İlköğretim Okulunda Beden Eğitimi öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda Teşvikiye İhtisas Spor Kulübü Karate Antrenörlüğü yapmaktadır.
  • Yalın Çağdaş ALIM
    Basketbol Antrenörü
    1986 İstanbul doğumlu olan Yalın Çağdaş  ALIM  Spor hayatına 7 yaşında başladı. İstanbul MEB tarafından Kartal İlçesi yılın başarılı sporcusu ödülü aldı. (1998-1999). 2005 yılında girdiği Eskişehir Anadolu Üniversitesi Beden Eğitimi Ve Spor Yüksekokulu’nu 2009’da bitirdi. Asistanbul  Spor Kulübünde antrenörlük ve altyapı sorumluluğu yaptı (2011-2014) , Beşiktaş J.K. spor okullarında antrenörlük yaptı. ABD ‘li antrenör George ELLİS’le 2 yaz bireysel gelişim yaz kamplarında antrenör olarak görev aldı. Türkiye Basketbol Federasyonu 2. Kademe Antrenörlük lisansına sahip olan Yalın Çağdaş ALIM 2014 Temmuz ayından bu yana kulübümüzde altyapı antrenörü olarak çalışmalarına devam etmektedir.
  • Berna YALCIN
    Voleybol Antrenörü
    1985 Ankara doğumlu olan Berna Yalçın Voleybola 9 yaşında başladı. Numune İnterfarma , Emlak Toki, İskenderun Demir Çelik , Gazi Üni.SK. ,Beylikdüzü  Belediye SK. ve Ankara Eczacı Spor Kulübünde profesyonel voleybol  oynadı. 2002 yılında girdiği Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nu 2006’da bitirdi. Gazi Üniversitesi spor okullarında antrenörlük yaptı. Evli bir çocuk annesi olan Berna YALÇIN 2014 Eylül ayından bu yana kulübümüzde altyapı antrenörü olarak çalışmalarına devam etmektedir..
tüm antrenörler için tıklayınız >>
KÖŞE YAZILARI
  • Volkan ŞİRİNOĞLU
    26/11/2013
    Egzersiz Sonrası Beslenme

    Egzersiz Sonrası Beslenme

    Sporcu her müsabaka sonrasının bir başka müsabaka öncesi olduğunu unutmamalı ve yiyecek seçimini aşağıdakilerden uygun olarak yapmalıdır.

    1. Vücutta azalan su ve mineralleri yerine koymalıdır. Müsabakadan 30 dakika sonra su, 1 saat sonra ise süt veya ayran en uygun içeceklerdir.

    2. Kaslarda boşalan glikojen depolarını doldurmak ve kan şekerini eski düzeyine getirmek için karbonhidratlardan zengin yiyecekler (pilav, makarna, patates,…) tüketilmelidir.

    3. Vitamin ve minerallerden zengin taze meyve ve sebzelere, sütlü tatlılara yer verilmelidir.

    4. Proteinli yiyeceklerden sindirimi kolay, yağ içeriği düşük olanlar (tavuk, balık, yoğurt, peynir) tercih edilmelidir.

    Egzersizi takiben rehidrasyon işlemine (sıvı alımı) hemen başlanmalı, beklenilmemelidir.

  • Volkan ŞİRİNOĞLU
    26/11/2013
    Egz. Öncesi Beslenme Kuralları
    Egzersiz Öncesi Beslenmenin Kuralları

    Uzmanlar, antrenman ve müsabaka öncesi vücudunuz için doğru menüyü belirlerken egzersiz tipine, yoğunluğuna ve günün saatine dikkat eder.

    ·         Her gün yenen uygun yüksek karbonhidratlı menüler yüksek miktarda enerji sağlar ve vücudu hareket için hazırlar. Egzersizden önceki bir saat içerisinde atıştırılan yiyecekler öncelikle sizi açlıktan korur ve kan şekerinizi muhafaza eder. Bunlar kayda değer bir şekilde kas glikojen depolarını doldurmaz. Asıl enerji dolumu egzersizden sonraki bir saat içerisinde gerçekleşir. Bu süre içinde özellikle karbonhidrat ve protein içeren besinlerin alınmasına önem verilmelidir.

    ·         Eğer 60-90 dakikadan fazla süren egzersizler yapılıyorsa düşük glisemik etkisi olan karbonhidratlar seçmek gerekir. Yoğurt, muz, elma, fasulye, yulaf ezmesi, mercimek sadece birkaç seçenektir. Egzersizden bir saat önce yendiği zaman besinler sindirilebilir ve enerjiye dönüştürülebilir ve daha sonrada aktivite boyunca enerji üretiminin devamlılığını sağlayabilir.

    ·         Bir saatten az süren egzersiz yapılıyorsa mideyi rahatsız etmeyecek, kolay sindirilebilir sağlıklı yiyeceklerden atıştırılabilir. Ekmek çeşitleri, kraker ve pastalar en popüler az yağ ve yüksek karbonhidrat içeren yiyeceklerdir.

    ·         Yüksek yağ içeren proteinler sınıflandırılmalıdır. Örneğin, peynir, biftek, hamburger, fıstık yağı içeren besinler uzun süreli gastrik boşalmaya neden olur. Patates kızartmasıyla yenen cheeseburger, büyük bir külah dondurma, yağda kızarmış proteinler gibi… buna karşılık, düşük miktarda yağ içeren proteinlerin az miktardaki alımı açlığı geciktirdiğinden ve mideyi tuttuğundan dolayı önerilebilir.

    ·         Şekerli yiyeceklerin (meyve suyu, jelibon, şurup ve spor içecekleri gibi) veya yüksek glisemik etkisi olan yiyeceklerin ( patates, bal, corn flakes, pirinç gibi) alımına dikkat edilmelidir. Buna rağmen birçok sporcu egzersiz öncesi şeker yüklenmesiyle iyi performans gösterebilir. Bu tarz karbonhidratları yoğun egzersizden önceki 15 - 20 dk içinde yiyen kişilerde hipoglisemi etkisiyle yorgunluk , baş dönmesi ve güçsüzlük görülmüştür. Antrenman öncesi şekerli yiyecekleri yiyenlerin bunu vücudunda denemesi gerekir. Genel olarak egzersiz öncesi yenen gıdaların performansı arttırdığı araştırmalarla saptanmıştır. En güvenli yol şekerli gıdayı egzersizden hemen 5-10 dk önce almaktır. Çünkü egzersize başlandığında vücut insülin salgılamayı durdurur. Eğer gıda mideyi rahatsız etmemişse şeker düzeyi sabit tutulur ve hipoglisemiye girmeden egzersiz sırasında glikozdan yararlanılabilir. Daha da iyisi gıda alımına daha az ihtiyaç duymak için normalin üzerinde miktarda kahvaltı ve öğlen yemeği yenmesidir.

    ·         Sindirim için yeterli zaman ayrılmasına izin verilmelidir. Yüksek kalorili yiyecekler hafif atıştırmalara göre her zaman daha geç sindirilir. Geniş bir menünün sindirilmesi için 3-4 saat, daha küçük menüler için 2-3 saat, sıvı içerikli menüler için 1-2 saat, hafif atıştırmalar için 1 saat zaman gereklidir. Bu süre toleransa göre değişir. Eğer saat 10.00’daki bir yarışa katılacaksanız, düşük yağlı sütle bir kase tahılı 07:00 – 08:00 civarı yemelisiniz. 1000-1200 kalorilik kekle aldığınız kalori size ağır gelebilir. Öğlen müsabakası için saat 08:00’de kekle yapılan bir kahvaltı sindirime uygundur.

    ·         Yoğun egzersizden önce sindirime düşük seviyeli egzersizden daha fazla zaman ayırılmalıdır. Kaslar yoğun egzersizde istirahate göre daha fazla kana ihtiyaç duyar. Bu yüzden mide sadece %20’lik kanlanmadan yararlanabilir. Bu da yavaş bir sindirim işlemleri demektir ki midedeki rahatsızlığın nedeni budur. Yoğunluğu ayarlanan egzersiz boyunca mideye kan akımı %60-70 civarındadır.
    Eğer hassas bir mide varsa sıvı içerikli öğünler denenmelidir.Sıvı yiyecekler katılara göre mideden daha çabuk ayrılma eğilimindedirler.


    Yenilen Yemeğin İçeriği

    Amaç, sporcunun sindirim işlemi tamamlanmış mide ve bağırsakla müsabakaya girmesidir. Sindirimi kolay besinler seçilmelidir. Bu nedenle, en uygun olanlar karbonhidratlardır. Normalin üzerinde yağlı ve tuzlu yiyecekler alınmamalıdır. Nedeni ise yağlı yiyecekler mideyi geç terk eder. Tuzun normalin üzerinde alınması da vücutta fazla su tutulmasına neden olur. Az yağlı ve bol karbonhidratlı yiyecekler müsabakadan en az 3 saat önce yenilmelidir.
    ·         Posa içeriği fazla olan çiğ sebze ve meyvelere, kepekli ekmeğe bu öğünde yer vermemek gerekir.
    ·         Meyveler komposto şeklinde ya da kabuksuz olarak tüketilmelidir.
    ·         Proteinli yiyecekler azaltılmalıdır. Sindirimleri karbonhidratlara oranla daha uzun sürer ve vücutta su kaybına neden olurlar. İstenirse yağ oranı düşük olan tavuk eti tercih edilmelidir.
    ·         Gaz yapıcı etkisi olan süt ve yoğurt tüketilmemelidir.
    ·         Lokanta ve restoranlarda soğuk ve kremalı yemeklerden kaçınılmalıdır. Nedeni ise besin zehirlenmesinden korunmak içindir .


    Egzersiz Öncesi Gerekli Su ve Glikoz Alımı

    Çoğu sporcu müsabaka öncesi “performansı arttırır, çabuk enerji sağlar’’düşüncesi ile şekerli içecekler tüketmektedir. Günlük yaşamda, öğünlerle birlikte bir miktar şeker almak gerekli olduğu halde, özellikle müsabaka öncesi olumsuz etkileri olmaktadır .

    Kan Şekerini Düşürürler

    Şeker, glikoz, pekmez, bal gibi basit şekerlerin en belirgin özelliği kan şekerini ani yükseltip, düşmesine neden olmalarıdır. Düşük kan şekeri ise yorgunluk, baş dönmesi gibi belirtileri beraberinde getirmektedir .

    Kas Glikojen Depolarının Boşalmasını Hızlandırırlar

    Kas şekerinin düşmesi ile karaciğer ve kaslardaki glikojen depolarından, glikoz çekilmesi sonucu, bu depolarda boşalma olur. Böylelikle, sporcu müsabaka sırasında gerekli olan enerjiyi sağlamakta zorlanır .

    Yağ Metabolizmasını Bozarlar

    Kandaki kolesterol ve trigliserit düzeylerinin artmasına neden olurlar. Yağ oranının kanda artması ise yine performansı olumsuz etkiler. Aynı zamanda kan ürik düzeyini arttırırlar. Basit şekerlerden fruktozun (meyve şekeri) diğerleri gibi kan şekerini ani yükseltip düşürmediği, kas glikojen depolarında boşalmaya neden olmadığı, yapılan son araştırmalarda belirlenmiştir. Ancak araştırmalar halen sürmektedir.

    Yenilen Yemeğin Zamanı

    Son öğünün, müsabakadan 3 saat önce tüketilmiş olması gerekir. Sporcunun sinirli ya da heyecanlı olması ile bu süre 3.5 - 4 saate kadar değişiklik gösterebilir .

    Bu öğünde yer alacak yemeklerin daha önce sporcular tarafından denenmiş olması, lezzet ve görüşünün tatmin edici özellikte olması gerekir .

    İçecek Miktarı ve Cinsi

    Bu öğünde içilebilecek en iyi sıvı sudur. Sporcu istediği kadar içebilir. Ayrıca gaz yapıcı özelliği olmayan taze sıkılmış meyve suları bu öğünde yer alabilir.

    Müsabakadan en az 30 dakika önce sıvı ihtiyacı karşılanmalıdır .

    Egzersiz Öncesi Sıvı Alımı

    Sporcunun göstereceği performansta vücuttaki su doygunluğunun önemi bilinmektedir. Bilindiği gibi susuz kalmış bir vücutta yorgunluk, kramplar, soluk almada güçlük ve kas çalışmasında yavaşlama olmaktadır.

    Son öğünde 2-2,5 su bardağı su alınmalıdır. Müsabakadan 20 - 30 dakika önce 1 – 1.5 su bardağı olmak üzere içilebilecek en iyi içecek (sıvı) soğuk (5 – 10C ˚) sudur. Soğuk suyun mideyi boşaltması oda sıcaklığındaki suya göre daha hızlıdır. Normalin üzerinde su içilmesi ise rahatsızlığa, uyuşukluğa neden olabilmektedir .

    Kaynak : Volkan ŞİRİNOĞLU - 10-14 Yaş Grubu Farklı Spor Branşlarında ki Çocukların Beslenme Alışkanlıklarının Belirlenmesi.

  • Volkan ŞİRİNOĞLU
    26/11/2013
    Sporcularda Protein Alımı
    Proteinler

    Günlük kalori ihtiyacımızın % 15-20 proteinlerden sağlanır. Hücrelerin yapı taşı olan proteinler, amino asitlerin bir araya gelmesinden oluşmuşlardır. Bilinen 22 amino asitin 8 tanesi vücutta yapılamadığından elzem amino asit olarak adlandırılır.
    Hayvansal ve bitkisel kaynaklı proteinlerle organizmaya kazandırılması zorunlu olan elzem amino asitleri şunlardır;
    Lösin, Valin, Teronin, İzolösin, Fenilalanin, Triptofan, Lizin, Metionin.
     
    Proteinler bir yapı maddesidir. Nitekim sporcularda çeşitli fiziksel aktivitelerden sonra idrarla azot atılışının arttığı saptanmıştır. İdrarla ne kadar azot atılırsa protein organizmada o oranda kullanılıyor demektir.


    Proteinlerin Vücuttaki Önemli Görevleri
     
    1. Büyüme ve gelişme
    2. Doku onarımı ve yapımı
    3. Kan proteini olan hemoglobinin yapımı
    4. Vücut çalışmalarında görev alan enzim ve hormonların yapımı

    Sporcuların spor yapmayan kişilere göre daha gelişmiş vücut kas kitlesine sahip oldukları bilinmektedir. Kasların yapısını proteinler oluşturur. Bu da sporcuların normalin üzerinde protein almaları gerektiği fikrini doğrulayabilir.
    Günlük kas çalışmasındaki artışla birlikte protein gereksinimi de artar. Ancak bu gereksinim günlük enerji alımı içinde doğal olarak karşılanmış olur.
    Sağlıklı bireylerde vücut ağırlığının her kilogramı başına 0.8 - 1.0 g, protein yeterli iken bu oran sporcularda 1.5 - 2.0 grama kadar yükselir. Başka bir deyişle, günlük alınması gereken enerjinin % 12 - 20’ sinin proteinlerden karşılanması gerekir. Özellikle kuvvet gerektiren spor dallarında yer alan sporcuların birçoğu protein gereksinimlerini protein tozlarından karşılama eğilimindedirler.

    Günlük 4-6 saatlik ağır antrenman dönemlerinde, sporcunun yeterli yiyecek tüketemediği durumlarda, protein tozları özellikle amino asitleri organizmaya kazandırmak açısından pratik bir çözüm olmaktadır.
    Ancak enerjinin besin öğelerine dağılımının dengesiz korunması açısından protein tozlarının gelişi güzel kullanılması önerilmez .

     
    Normalin Üzerinde Protein Tüketme

    1. Vücutta belirli bir protein deposu yoktur. Bu yüzden normalin üzerinde proteinler yağa dönüşerek depo edilir. Yağın artması ise sporcunun performansını düşürüp, istenmeyen vücut ağırlığına neden olur.
    2. Proteinlerin parçalanması sonucu oluşan artık ana maddenin atımı, (ürik asit gibi) böbrekler ve idrar yolu ile olur. Bu da sporcular için önemli diğer bir öğe olan su kaybına yol açar.
    3. Normalin üzerinde protein tüketimi vücutta kalsiyum atımını hızlandırmaktadır.
    4. Hayvansal kaynaklı proteinlerin yapılarında katı yağ ve kolesterol bulunur. Bu tür yiyeceklerin normalin üzerinde tüketimi ileri yaşlarda kalp-damar hastalıklarına yakalanma olasılığını arttırır .


    Yetersiz Protein Alımı

    Vücuda yeterli protein alınamadığı durumlarda vücut kendi hücrelerini kullanır. Bunun sonucunda ise, önce büyüme durur. Daha sonra vücut ağırlığında azalma başlar. Vücudun direnci azaldığı için hastalıklara yakalanma olasılığı artar. Hastalıklar uzun sürer ve ağır seyreder. Ayrıca kan proteini olan hemoglobin yapılamadığı için kansızlık oluşur .

    Sporcuların Tüketmeleri Gereken Protein Miktarı

    Vücuda alınan proteinler amino asit adı verilen küçük parçalara ayrılırlar. Bu amino asitlerin bir kısmı enzim ve kan proteinlerinin yapımında kullanılırlar. Amino asitlerin kandaki düzeylerinin yükselmesi ile özellikle iskelet kaslarındaki dokulara protein sentezi uyarılmış olur. Proteinlerin kullanılması sonucu ortaya çıkan artık maddeler ise vücuttan atılırlar .

    Sporcularda Protein Seçimi

    İyi bir protein seçimi %50 hayvansal, %50 bitkisel karışımdan oluşandır.
    Bir başka deyişle, günlük 150 g protein alması gereken bir sporcu diyetini 75 g hayvansal, 75 g bitkisel kaynaklı protein içecek şeklinde düzenlemelidir .

    Hayvansal Proteinler
    Et, balık, tavuk, süt, yoğurt, deniz ürünleri .

    Bitkisel Proteinler
    Kuru baklagiller ( mercimek, nohut, kuru fasulye…), tahıllar ve sebzeler .

    Et Yemeyenler

    Hiçbir hayvansal besin tüketmeyenlerde vücutta yapılamayan ve yiyeceklerle alınması gereken 8 önemli amino asidi bitkisel proteinlerden sağlamak oldukça güçtür. Et dışındaki süt, peynir, yumurta gibi hayvansal besinleri tüketenler için fazla bir sorun olmamakla birlikte, yiyeceklerini zenginleştirmekle daha iyi kalitede protein elde edebilirler.

    Örneğin; Nohut + bulgur, Kuru fasulye + Pilav, Pirinç çorbası + Yoğurt, Yumurta + ıspanak, Makarna + peynir, Sütlaç
    Böylelikle, nohutta bulunmayan bir amino asidin, bulgurda bulunması ve bu iki yiyeceğin bir arada tüketilmesi ile organizmadaki eksikliği tamamlanmış olur. Yalnız bitkisel kaynaklı besin tüketen sporcular için ise yapısında %20’den fazla protein bulunduran aşağıdaki yiyecekler örnek olarak verilebilir.

    Soya fasulyesi, barbunya, mercimek, bezelye, kuru fasulye.

    Kaynak : Volkan ŞİRİNOĞLU - 10-14 Yaş Grubu Farklı Spor Branşlarında ki Çocukların Beslenme Alışkanlıklarının Belirlenmesi.


  • Dr Saruhan ÖZEL DenizBank Baş Ekonomisti
    01/09/2013
    Nasıl Sporcu Olunur?

    Spor sadece çocukların/gençlerin fiziksel gelişimi için gerekli değil. Ondan çok daha önemlisi sporun çocuğun kişiliğine, karakterine, hayat görüşüne yaptığı katkı. Bu katkı sayesinde sporun içinden gelenler profesyonel sporcu olamasalar dahi hayatta başarılı olurlar. Çünkü ilerdeki iş hayatlarında spor hayatlarında yaşadıkları ortamın bir benzerini bulurlar. Sporcular aşağıda basketbolun efsane oyuncu ve antrenörlerinden derlediğim tavsiyelere uyabilirlerse sadece spor yaptıkları dönemde değil tüm hayatları boyunca başarılı olacaklarından zerre kadar şüphem yok:

    • Kareem Abdul-Jabbar: 2 yaşamlık başarı elde ettim. Bu başarı yetenek yanında çok çalışmakla ve şansın yanımda olmasıyla mümkün oldu.

    • Bob Knight: Çoğu insan kazanmak istiyor ama çok az kişi kazanmak için çalışıyor.

     Michael Jordan: Basketbol mesleğim boyunca 9 binden fazla şut kaçırdım. 300 civarında maç kaybettim. 26 defa oynadığım takım bana güvenerek galibiyeti getirebilecek son hücumu kullandırdı ama o sayıyı atamadım. Ard arda başarısızlıklar yaşadım. Sonunda başarılı olabildiysem sebebi budur.

    • Larry Bird: Liderlik topa atlamaktır, seyircileri ve takım arkadaşlarını heyecanlandırıp maçın içine çekmektir. Sorumluluk almak ya da sorumluluğu alana asist yapabilmektir. Ancak bu şekilde diğer oyuncuların saygısını kazanabilirsiniz.

    • Jim Valvano: Babam bana birinin birine verebileceği en iyi hediyeyi verdi. Bana güvendi.

    • Don Meyer: Şutörler şu atar. En iyi şutörler şutların çoğunu atar.

    • Jim Naismith: Vücudun güçlü, zihnin açık ve hedeflerin yüksek olsun.

    • Dru Joyce II: Basketbol herşey demek değildir. Sadece sizi A noktasından B noktasına götürecek bir araçtır. Basketbolu kullanın, o sizi kullanmasın.

    • Dean Smith: Her maçın ölüm kalım maçı olduğunu düşünüyorsan çok sorunun var demektir. Çünkü bir çok defa öleceksin. 

    • John Wooden: Namından ziyade karakterine önem ver ve geliştir. Namın insanların seni nasıl algıladığından ibarettir. Gerçekten kim ve ne olduğunu karakterin gösterir.

    • Rick Pitino: En çok çalışanlar en son teslim olanlardır.

    • Michael Jordan: Başarısızlığı kabul edebilirim ama denememeyi kabul edemem.

    • Don Meyer: Her antremanınızı son maçınızı kaybetmiş gibi yapın.

    • Jerry Tarkanian: Oyuncularınız maçta ne kadar düşünürse ayakları o kadar yavaşlar.

    • Jerry West: Sadece çalışmak istediğin zaman çalışırsan hayatta başarılı olamazsın. 

    • Pat Riley: Yetenekli bir takım kendisini bencillik yapmadan birbirine güvenmeye, içgüdüsünü, cesaretle ve çabayla birleştirmeye adayabildiğinde hızla yükselmeye hazır demektir. 

    • Jim Calhoun: Basketbol derinin rengi, ne lisan konuştuğun, ya da dininin ne olduğu ile ilgilenmez. Büyük ya da küçük, hızlı ya da yavaş olduğuna da bakmaz. Sadece senden çıkıp oynamanı, rekabet etmeni, onurunla kaybetmeni ve rakibine saygı göstererek kazanmanı ister.

    • Michael Jordan: Yetenek maç kazandırır. Ama takım oyunu ve oyun zekası şampiyonluğu getirir.

    • Bob Hurley: Her oyuncumun olabileceğini zannettiğinden daha da iyi olabileceğine inanırım. Ama bunu oyuncular değil ben sağlarım.

    • Don Meyer: Büyük oyuncuların üzerinden oynayın. Her büyük takımın üzerinden oynadığı büyük oyuncular vardır.

    • Pete Maravich: Sevgi kaybetmez. Sağlam karakter vazgeçmez. Sabır ve ısrar rüyaların gerçekleşmesini sağlar.

    • Mike Krzyzewski: Her zaman bir sonraki oyunu düşün (yaptığın bir harekete takılıp kalma).

    • Jason Kidd: Salona sabahın çok erken saatlerinde gitmek, geç vakitlere kadar antreman yapmak, arkadaşların dışarda gezerken salonda çalışmak. NBA oyuncusu olmak isteyenler bu fedakarlıkları yapmak zorundadır.

    • Charles Barkley: Kaybetmekten korkuyorsan başarılı olmayı haketmiyorsun demektir.

    • Rick Pitino: Kaybetmek iyidir. Besleyicidir. Antrenörlük hayatımda ne öğrendiysem kaybetmeme neden olan hatalarımdan öğrendim.

    • Magic Johnson: Takım arkadaşlarına senin için ne yapacaklarını sorma. Senin onlar için ne yapabileceğini sor.

    • Michael Jordan: Engeller seni durdurmamalı. Duvara çarpsan bile geri dönme ve vazgeçme. Duvarı nasıl tırmanacağını, nasıl aşabileceğini ya da içinden nasıl geçebileceğini bulmaya çalış.

    • Hubie Brown: Ne kadar iyi olsan da, ne kadar başarının en üst seviyesini yakalamış bir oyuncu olsan da sokağa geri dönmenin sadece bir adım ötesinde olduğunu unutma.  

    • Don Meyer: Överken yüksek sesle söyle. Eleştirirken fısılda.

    • Bob Knight: Herkes şampiyonluk istiyor. Herkes takım (Indiana Üniversitesi) rekabetçi olsun istiyor. Peki nasıl olacak ? Süt içip kurabiye yiyerek olmuyor.

    • Mike Krzyzewski: İstekli olduğun zaman hedefini görür ve engellerin seni vazgeçirmesine izin vermezsin. Ulaşmak istediğin şeyi gerçekten çok istiyorsan reddedildiğinde ya da başarısız olduğunda vazgeçmezsin. Hiç bir şeyin seni durduramayacağına inanırsın.  

    • JohnWooden: Yetenek seni zirveye taşıyabilir ama zirvede kalabilmeni sağlayacak olan olan akli, ahlaki ve fiziksel kalitendir.  

    • Phil Jackson: Babamın çalışma masasında şu sözlerin yazılı olduğu bir poster vardı: Kafan (aklın) ne kadar büyükse ayakkabılarını doldurmak (başarılı olmak) o kadar kolaydır. Çok haklıymış.

    • Charles Barkley: Küçük basketbolcuların örnek alması gereken büyük basketbol yıldızları değil, anne babaları olmalıdır.

    • Bill Russell: Olay her şutu bloklamak değildir. Rakibini bloklayabileceğine inandırmaktır.

    • Tim Duncan: İyi, daha iyi, en iyisi. Hiç bir zaman çalışmayı bırakma. İyi daha iyi olana, daha iyi en iyi olana kadar.

    • Anonim: Ulaşılamamış hedef yoktur. Hayal edilmemiş hedef vardır.

    • Anonim: Küçük hataların önemsiz olduğunu düşünüyorsan 1 sayıyla kaybettiğin son maçı düşün. 


    Dr Saruhan ÖZEL

    DenizBank Baş Ekonomisti


  • Dr Saruhan ÖZEL DenizBank Baş Ekonomisti
    21/08/2013
    Sporcu Çocuklarımıza Nasıl Destek Olmalıyız?

    Anne baba olarak çocuklarımıza bilinçli bir şekilde spor yaptırabilmek için büyük özverilerde bulunuyoruz. Antrenmanlarına ve maçlarına getirip götürüyor, masraflarını karşılıyor, doğru şekilde beslenmesine uğraşıyor, hastalansa ya da sakatlansa çocuğumuzdan büyük üzüntü yaşıyoruz. Benim çocukluğumda babam maça geldiğinde sevinirken bugün oğlumun antrenmanını kaçırmak zorunda kalırsam üzülüyorum. Bu özveri karşılığında da doğal olarak çocuklarımızın başarılı olmasını istiyoruz. Ama bazen bunun için yaptıklarımız aşırıya kaçabiliyor ve asıl amaçlara ulaşmayı engelleyebiliyor. Çocukların spor yaparak fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı bireyler olarak yetişmesini ve yetişkin dönemlerinde çok ihtiyaç duyacağı rekabetle ve zorluklarla mücadele etmeyi öğrenmesini zorlaştırıyor. Bir sporcu babası olarak engelleyemediğim, ama engellemem gereken, bir çok hatam var. İşte onlardan bazıları.

    Çocuğumdan Benim Yapamadıklarımı Yapmasını İstiyorum

    Bir çok anne ve baba gibi benim de geçmişte yaşadığım başarısızlıklar var. Uzun yıllar basketbol oynamama rağmen çok istediğim halde çeşitli sebeplerle “basketbolcu” olamadım. Yapamadıklarımı çocuğumun yapmasını isteyerek geçmiş başarısızlığımı/yetersizliğimi gidermek istiyorum ama bu çocuğuma büyük haksızlık. Ben olamadım diye o basketbolcu olmak zorunda değil. Çocuğum kendi isteği ile ve gerçekten seviyorsa spor yapmalı çünkü ancak o takdirde kendisini vererek spor yapabilecek ve başarılı olabilecek.

    Çocuğumu Kendisiyle Değil Rakipleriyle Yarıştırıyorum

    Oğlumu seyrederken sürekli takımındaki diğer arkadaşları ya da diğer takımlardaki rakipleriyle kıyaslıyorum. Onlardan daha üstün olmasına uğraşıyorum. Olmayınca kızıyorum. Halbuki sporun asıl amacı çocuğun “kendisi” ile yarışması. Sürekli kendisini geliştirmesi. Bana yetmeyebiliyor ama oğlum kendini geliştirdiği sürece, daha önce yapamadığını çalışıp yapabildiği sürece, son derece başarılı bir sporcu aslında.

    Antrenörlük Yapıyor ve hatta Antrenörün de İşine Karışıyorum

    Gayet doğal olarak, antrenmanda veya maçta benim için tek önemli şey kendi çocuğumun ne yaptığı. Halbuki antrenör tüm takımı düşünmek zorunda. Çocukların gelişimine özen gösterirken takımda adaleti sağlamak zorunda. Bunları yaparken kulübün geleceğini düşünerek maç kazanmak durumunda. Üstyapıya oyuncu yetiştirme sorumluluğu var. Sürekli kendi çocuğuna konsantre olan anne babaların istediklerini yerine getirip hepsini memnun etmeleri mümkün değil. Yaklaşık 4 yıllık, kısa ama yoğun sporcu veliliği sürecimde öğrendiğim en önemli mesaj, çocuğuma antrenörlük ya da hocalık yapamayacağım ve aynı zamanda yapmamam gerektiği. Veli olarak tek yapabileceğim, çocuğumun en doğru bir şekilde spor yapabileceği ortamı sağlamak. Benim saatlerce öğretmeye uğraştığım bir şeyi antrenörü (hem de benim öğretmeye çalıştığım şekilde) 10 dakikada öğretiveriyor. Acaba neden? Ve en büyük hatam da 3-5 sene basketbol oynadım diye hem bilfiil oynamış hem bu işin eğitimini almış hem de elinden bir sürü oyuncu geçmiş olup tecrübe kazanmış antrenörün işine karışıp antrenman ve maç taktikleri vermek ve çocuğumu nasıl eğiteceğini/oynatacağını ona öğretmeye çalışmak. Bunların hiç biri antrenörler tarafından hoş karşılanmadığı gibi şiddetine bağlı olarak çocuğuma olan ilgisinin azalması riskini de doğuruyor. Sonuç: Veli veliliğini, antrenör de antrenörlüğünü bilmeli.

    Çocuğumu Değil Performansını Önemsiyorum

    İşte yaptığım hataların belki en büyüğü. Başarısız bir hareket yaptığında çocuğuma kızıp bağırıyorum. Hatta kötü oynadığı bir maçtan hemen sonra acımasızca eleştirebiliyor ve hatta cezalandırma yoluna gidebiliyorum. Bu yaptığımın çocuğumun duygularını incitmekten ve onu şartsız/koşulsuz sevmediğimi düşünmesinden başka bir faydası yok. “Beceremezsem annem/babam bana kızacak” diyerek maça çıkan bir sporcunun başarılı olma şansı zaten yok. Başarılı sporcuların en önemli özelliği kendilerine güvenmeleri. Ama kendilerine güvenmeleri de ancak anne ve babalarının ona güvendiklerini bilirse (ve bunu görürse) mümkün.

    Çocuğumun “Başarısız” Olmasına Katlanamıyorum

    Başarılı sporcuların (kendine güvenle de alakalı olarak) bir başka önemli özelliği, başarı için risk alıp teşebbüste bulunmaları. Ne kadar teşebbüste bulunurlarsa da başarısızlık şansları artıyor. Ama bu tür başarısızlıklar aslında çocuklara neyi yanlış yaptıklarını gösteriyor. Dönem dönem başarısız olsun ki ders çıkarsın. Yeteri kadar düşmeden yürüyebilen çocuk yok ki. Başarısız bir şut bir sonraki şutun daha doğru atılıp sayı olmasını sağlayabiliyor. Bugünkü iş hayatımda bunun ne kadar önemli olduğunu bildiğim halde çocuğumun başarısızlıklarına kızma hatasını sıkça yapıyorum.

    Hatta çocuklarımdan biri karakteri gereği başarısızlığa katlanamıyor ve belki de bu benim hırslı yaklaşımımdan da kaynaklanıyor. Böyle durumlarda çocukları özellikle başarısız olabileceği bir ortama sokup başarısızlığın da sporun bir parçası olduğunu ve kabullenilmesi gerektiğini göstermek ve bu başarısızlığı düzelterek kendilerini geliştirmeye zorlamak olduğuna inanıyorum.

    Çocuğum Başarının “Kazanmak Ya da Kaybetmek” Olduğunu Düşünüyor

    Kaybettiği zaman kızdığım gibi kazandığı zaman da çok seviniyorum ve çocuğum da haliyle kazanmayı ya da kaybetmeyi önemsiyor. Halbuki önemli olan elinden geleni yapıyor olması ve/veya potansiyeline uygun bir performans göstermesi. Sadece sayı atıp tribünleri coşturması değil, savunma yapıp arkadaşlarına destek vermesi, takım oyuncusu olması.

    Sporun Aynı Zamanda Oyun Olduğunu Unutuyorum

    Hırslı bir veli olduğum için sporu da bir amel olarak görme meyilim var. Halbuki özellikle çocuk sporcular için spor amel değil. Arkadaşlarıyla bir araya gelip eğlendiği, iyi vakit geçirdiği, bir şeyler paylaştığı bir oyun. Neden antrenörü benden daha iyi öğretebiliyor çünkü oyun oynatarak öğretiyor. Bense ders vererek, zorlayarak kızdırıp sinirlendirerek öğretmeye çalışıyorum. Ben günlerce diş fırçalatamazken anaokulunda nasıl oyun oynayarak diş fırçalamayı öğrendiğini unutuyorum. Eğer çocuğumuz spor yaparken eğlenmiyorsa veli olarak dikkat etmemiz gerekir. Çocuğumuz o spora uzun süre devam etmez. Eğlenmesini engelleyen faktörleri (antrenör korkusu, takım arkadaşı ile kavga, ya da belki tribündeki velinin baskısı) bulup ortadan kaldırmak gerekir.

    Başarının Tehditle Gelebileceğini Zannediyorum

    Bazen kendimi kaybediyor ve beğenmediğim bir performans sonrasında çocuğumu bir daha antrenmana götürmemek, spor aktivitesini bitirmek gibi tehditlerle korkutmaya çalışıyorum. Bilimsel çalışmalar bazen tehditle sonuç alınabildiğini gösterse de bu ancak kısa vadeli olup istikrar kazanamıyor ve tehditler süreklilik kazandığında çocukta uzun vadeli psikolojik sorunlara da yol açabiliyor. Belki benim çocuğuma özel olabilir ama tehdit yerine “eminim ki bunu daha iyi yapabilirsin, hadi göster kendini aslanım benim” şeklinde telkinler yaptığımda ve “kendisini geliştirmeye dayalı” bir teşvik (ödül) sistemi uyguladığımda kalıcı sonuçlar almam daha kolay oluyor.

    Görüldüğü üzere sporcu velisi olmak zor. Bu kadar özveri içinde geniş düşünememek ve yukarda bahsettiğim hataları yapmak kolay. Ama maalesef çoğu zaman çocukların sportif başarılarını kendileri değil velilerin bu tür hataları belirliyor.

    Dr Saruhan ÖZEL
    DenizBank Baş Ekonomisti

  • Volkan ŞİRİNOĞLU
    18/07/2013
    Takım Ruhu

    Her ne kadar önemli olduğu sürekli vurgulansa da takım ruhuna sahip olabilmek günümüz spor anlayışı içerisinde çoğu zaman görmezden gelinen ve nedense inatla anlamamakta direnilen en önemli noktadır.

    Skorsal kazanmayı kendisine ana ilke edinen dar zihniyetler kısa vadede kazandıklarını uzun vadede kaybettiklerinde anlarlar hiç kazanamamış olduklarını.

    Paranın satın alamadığı bu ruhu oluşturmak için pozitif ruha sahip olan ve birbirini her koşulda idare edebilecek seviyede insanlara ihtiyaç vardır. Takımın içinde bir kişinin bile bu ruhu zedelemesi durumunda bütünün tamamı geri dönüşü zor olan bir tehdit unsuru ile karşı karşıya bırakılabilir.

    Gelişmiş takımlara bakarsanız eğer son dakika transfer haberleriyle gündemi oyalarken bir bakıvermişsiniz ki büyük umutlarla ve beklentilerle transfer edilmiş oyuncuların takım içinde hiç de sanıldığı gibi büyük bir değer olmadığının farkına varılır. İşte bu noktada takım sporlarında başarının hammaddesi olan takım ruhu dediğimiz kriter devreye girer! Parayla satın alınamayacak ve her takımın bu değere sahip olabilmek için mücadele ettiği ve pek az takımın sahip olabildiği en vazgeçilmez değerdir bu. Peki bir takımın bu kritere sahip olup olmadığını nasıl anlarsınız? Cevabı uzaklarda aramak yanlış olur!En zor durumlarda arkadaşının gözünden anlarsın bu ruhu! Yada en umutsuz anında sırtında hissettiğin eldir bu! Belki de pilinin bittiği andaki tetikleyici kuvvet! adına ne derseniz deyin gözlerindeki ışıktan hissedersin bu dışarıdan görünemeyen ruhu.

    Bu görünmez ancak hissedilir ruh modern spor anlayışı kriterleri dahilinde tüm teknolojik özellikleri ve bilimsel verileri en iyi uygulamaya çalışırken atladığımız en önemli unsurdur ve eksikliğinde başarısızlığın ana nedeni haline dönüşüverir. Onun içindir ki milyonlarca dolar para harcayıp da transfer gerçekleştiren takımlar sahada kazanamıyorlar. Bu ruhu yakalayan takımların ise gerekli teknik ve taktik donanımla desteklendiğinde kazanımlarının çokta rahat olduğunu görmek hiç de zor değildir.

    Paylaşım şüphesiz dostluğu pekiştiren en önemli kriterdir. Acıları, sevinçleri, hüzünleri, kederleri, kazanmayı, kaybetmeyi paylaştıkça bu ruhun olgunlaştığı eksiklerin kendiliğinden tamir edildiğini görmek mucize değildir! Bu yüzden takım oyuncularının serbest zamanlarında da takım arkadaşlarına zaman ayırıp onları ruhen de tanımaları bu dostluğun pekişmesine katkı sağlayacaktır. Zaman ilerledikçe yaşanmışlıkların oluşturacağı birikimle yeni yatırımlar yapabilir bu ruhu tetikleyebilirsiniz. Kısacası bu ruhu oluşturmak sahada aynı amaç doğrultusunda ter döktüğün takım arkadaşını iyi tanımaktan geçmektedir.

    Yaşam denen olgunun içinde zaman kavramı aşınırken geride bırakılan dostlukların en değerlilerinin aynı takımda mücadele ettiğin takım arkadaşlarının olması tesadüf değildir. Çünkü bir çok dostunla aynı amaç doğrultusunda hareket edemez birlikte kazanmak ve kaybetmek kavramlarını yaşayamazsın. Bu haz sadece “SPOR” vasıtasıyla gerçekleşir.

    Görüyorsunuz ki doğruluğu evrensel değerlere dayanan ve hiçbir menfaatsel beklentisi olmayan dostluklar her noktada kişiyi başarılı kılıyor. Bu noktada seçeceğiniz yada seçtiğiniz dostlara da çok dikkat etmek gerekiyor. “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” sözü de bu gerçeği çok iyi ortaya koymaktadır. Çünkü seçeceğiniz arkadaşınızla REZİL de olmak var VEZİR de!

    Sevgiyle kalın!

    Volkan ŞİRİNOĞLU

tüm köşe yazıları için tıklayınız >>
SON EKLENEN VİDEOLAR
1
2
3
tüm videolar için tıklayınız >>
DUYURULAR
  • Basketbol Altyapı ve Takım Seçmelerimiz Devam Ediyor!! Kayıt Yaptırdınız Mı?
    Basketbol okulu ilk bakışta hafta sonları yapılan sportif bir sosyal faaliyet olarak gözükse de çocukların kişilik gelişimini önemli derecede etkileyen bir çalışmadır.

    Basketbol okuluna devam eden çocuk sezon içerisinde yeni dostluklar kurar, fiziksel olarak güçlenir, reflekslerini geliştirir, kazanmayı/kaybetmeyi ve bu duyguları hazmetmeyi öğrenir...
  • Teşvikiye SK Yaz Spor Etkinlikleri
    TEŞVİKİYE SK TAM GÜN SPOR OKULU

    Sporun sonsuz enerjisini hissetmek isteyenlerin bu yaz ki adresi TEŞVİKİYE SK !
    Tam gün ve yarım gün programlarımız ile yaz spor etkinlikleri 4’er haftalık 2 dönem halinde sizinle..

    1. Dönem 30 Haziran – 25 Temmuz (4 Hafta) TAM GÜN SPOR OKULU
    2. Dönem 4 Ağustos – 29 Ağustos (4 Hafta) TAM GÜN SPOR OKULU

tüm duyurular için tıklayınız >>
EN SON HABERLER POPÜLER HABERLER
1
2
3
4
5
6
1
2
3
4
5
6

Tarih: 31  Ekim 14 Cuma
VOLEYBOL YILDIZ B TAKIM
Yer: Tozkoparan Spor Salonu
Rakip: Smaç Spor Kulübü
Servis: 17:30 ARENA

Tarih: 06  Kasım 14 Perşembe
VOLEYBOL YILDIZ B TAKIM
Yer: Tozkoparan Spor Salonu
Rakip: İdeal Spor Kulübü
Servis: 17:30 ARENA

Tarih: 09 Kasım 14 Pazar
VOLEYBOL KÜÇÜK TAKIM
Yer: Tozkoparan Spor Salonu
Rakip: Güngören  Spor Kulübü
Servis: 08:30 RESNELİ

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Teşvikiye Spor Kulübü
design