MAÇ SONUÇLARI
BASKETBOLVOLEYBOL
VOLEYBOL OYUNCUMUZ ZEYNEP BESEN ROBERT KOLEJ'DE!
SPOR OKULLARI ve TAKIMLARIN ANTRENMAN PROGRAMI
Şişli End Mes Lis
TEŞVİKİYE U16 08:00-09:30
SPOR OKULU 1-2 09:30-10:30
SPOR OKULU 3-4 10:30-11:30
TEŞVİKİYE AKADEMİ U11 11:30-12:30
TEŞVİKİYE SK U10 12:30-13:30
TEŞVİKİYE SK U12 16:00-17:00
TEŞVİKİYE SK U13 17:00-18:00
TEŞVİKİYE SK U14 18:00-19:00

Resneli NiyazibeyZincirlikuyu Yapı Meslek
ANTRENÖRLER
  • Gökay BÜYÜKÇOLPAN
    Basketbol Antrenörü
    1993 doğumlu olan GÖKAY BÜYÜKÇOLPAN İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi diş hekimliği fakültesi öğrencisidir. Basketbol eğitimine 12 dev adam basketbol okullarında başlamış, küçük takımda Fenerbahçe ,yıldız takımda Suadiye spor, genç takımlarda da Atasehir Yıldızları ve İTO spor kulüplerinde oynamıştır. TBF 1. Kademe antrenör lisansına sahiptir. 2015-2016 sezonu itibariyle Teşvikiye Spor Kulübü bünyesinde Basketbol Antrenörü olarak görev almaktadır.
  • Umutcan BAYINDIR
    Basketbol Antrenörü
    1996 doğumlu Umutcan Bayındır spora 2005 yılında başladı. İTÜ, Fenerbahçe, Teşvikiye Spor Kulübü altyapılarında mücadele etti. Marmara Üniversitesi 2. Sınıf İşletme Bölümünde eğitimine devam ediyor. 2012 yılından itibaren kulübümüz bünyesinde yardımcı antrenörlük yapmaktadır.
  • Gökhan AKBAY
    Basketbol Antrenörü
  • Mutlucan GİZLİ
    Basketbol Antrenörü
  • İlyas ÇELİK
    Basketbol Antrenörü
  • Sertan Salih BOSTAN
    Basketbol Antrenörü
    1996 İstanbul doğumlu olan Sertan Salih BOSTAN basketbola 9 yaşında başladı. Beykoz ve Paşabahçe Spor kulüplerinin altyapılarında oynadıktan sonra Paşabahçe Spor kulübünde Büyük Erkekler liginde oynadı. Antrenörlük deneyimine Paşabahçe Spor kulübünde yardımcı antrenörlük yaparak başladı. 2015 Mayıs ayından itibaren Teşvikiye Spor Kulübünde antrenörlük yapmaktadır.
  • Nedim ÖZGEN
    Voleybol Antrenörü
  • Öykü BÜYÜKDURMUŞ
    Cimnastik Antrenörü
    1990 İstanbul Doğumlu Olan Öykü BÜYÜKDURMUŞ  İstanbul üniversitesi beden eğitimi ve spor yüksekokulu Antrenörlük  bölümünden mezun oldu, yine aynı okul bünyesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı.
     
    • Türkiye Yüzme Federasyonu 3.Kademe Antrenörlük
    • Türkiye Vücut Geliştirme ve  Fitness 1.Kademe Antrenörlük
    • Özel Dans Et Bale Kurs Bitirme Belgesi – Lisans & Yüksek Lisans
    • Fitnessturk-Functional Resistance Trainning Pt Applications     
    • Fitnessturk-Trainning And Communication Skills 2013
    • Fitnessturk-Functional Cardio Trainning Pt Applications 
    • Fitnessturk-Bosu Personal Trainning&Cardio Trainning Certificate Program  2012
    • Fitnessturk-Studio Cycling Specialist  2012
    • Marmara Uni. Spor Yöneticiliği Klubü - Body Balance Katılım Belgesi
    • Marmara Uni. Spor Yöneticiliği Klubü - Body Jam Katılım Belgesi
    • Marmara Uni. Spor Yöneticiliği Klubü - Rpm  Katılım Belgesi
    • Marmara Uni. Spor Yöneticiliği Klubü - Yoga Katılım Belgesi
    • Marmara Uni. Spor Yöneticiliği Klubü - Pilates Katılım Belgesi
    • Marmara Uni. Spor Yöneticiliği Klubü - Body Combat  Katılım Belgesi
    • Istanbul   Uni.Grup Fitness Gelişim Semineri 1 & 2 Katılım Belgesi'ne sahip olan Öykü BÜYÜKDURMUŞ
     
    • Sarıyer Belediyesi - Step Aerobik Eğitmenliği
    • Sarıyer Belediyesi - Bale Eğitmenliği
    • Coliseum Aktif      -  Fitness Trainer
    • Özel Evyap Okulları Ana okulu - Beden Eğitimi Öğretmenliği
    • Darussafaka  Spor  Okulları - Yaz  Okulu 
    • Ankara Dernekler Koleji - Yaz Okulu Yüzme Öğretmenliği
    • Essporto Health and Fitness Clup - Fitness Egitmenliği & Yüzme Antrenörlüğü
    • Njoy Sports Clup - Fitness Trainer
    • Massport Sports Club- Fitness Trainer
    • Bebeköy Mars Athletic Club - Fitness Trainer
    • Gültepe Cumhuriyet Ortaokulu - Beden Eğitimi Öğretmenliği
    • Torch Sports Club - Cimnastik Eğitmenliği Deneyimlerine sahip olan hocamız 2014 yılından buyana kulübümüzde bale ve ritmik cimnastik antrenörlüğü görevini üstlenmiş bulunmaktadır.

                             

  • Özgen ŞENGELEN
    Cimnastik Antrenörü
tüm antrenörler için tıklayınız >>
KÖŞE YAZILARI
  • Cavit MECLİSİ
    27/04/2017
    ÖN ÇAPRAZ BAĞ HASARLARININ TÜMÜ HEMEN AMELİYAT EDİLMELİ Mİ?
    Ön çapraz bağ hasarları darbe olmadan gelişebilen sakatlanmalardır. Bunlar koşarken ani durma,
    hız kesme ya da atlamadan inerken gelişir. Ön çapraz bağ hasarları bir kaç sebepten dolayı spor hekimliğinin çok önemli konularındandır. Bunlar;
    a) Doğru tedavi yapılsa bile, sporcu bir sezon sahadan uzak kalır.
    b) Doğru ve zamanında tedavi edilmezse daha uzun zaman kaybı olur.
    c) Doğru tedavi yapılmazsa dizde kireçlenme gelişmesi normal yaşından erken yaşta olur.
     
    Ön çapraz bağ hasarlarının çoğu ameliyat gerektirir. Özellikle gençlerde, ancak tüm sporcularda ameliyatsız tedavi yolu seçilip, sporcu 1-2 yıl takip edilebilir.
     
    Günümüzde kabul gören spor hekimliği yaklaşımı şöyledir:
     
    1- MR görüntülerinde bağ kopmuş görünüyorsa ve muayenede dizde gevşeklik varsa ameliyat gereklidir.
     
    2- MR görüntülerinde bağ kısmi yırtılmışsa, eşlik eden ve onarılması gereken menisküs yırtığı gibi başka hasarlı dokular varsa ameliyat gereklidir.
     
    3- MR görüntülerinde bağ kısmi yırtılma olup, muayenede ve sporcunun bildiriminde gevşeklik varsa ameliyat gereklidir.
     
    4- MR görüntülerinde kısmi ya da tam yırtılma tespit edilip, muayenede ve sporcunun bildiriminde gevşeklik olmadığı için 6 aylık rehabilitasyona rağmen tam performans gösteremiyorsa, ameliyat gereklidir.
     
     
  • Dr Cavit MECLİSİ
    07/04/2017
    MENİSKÜSÜMDE YIRTIK GELİŞTİ. AMELİYAT OLMAM GEREKİR Mİ?
    Menisküsümde Yırtık Gelişti. Ameliyat olmam gerekir mi?
    Her yaştaki hastada ve sporcuda sık gördüğümüz diz ağrısının sebeplerinden biri menisküs yaralanmasıdır. Hastalar ve sporcuların çoğu hangi yırtıkların ameliyat gerektirdiği konusunda zihin karışıklığı yaşamaktadır. Hastanın şikayetlerinden sonra muayenesi yapıldıktan, tanısı konulduktan sonra kararı nasıl verdiğimizi altta görebilirsiniz.
     
    Dikkat ederseniz, karar verme sırasında kullandığımız yöntemlerin içinde MR sonucu yok.
     
    Hangi menisküs yaralanmaları ameliyat gerektirir?
    –          Ağrının şiddetli darbe ile başlaması ve kişinin hemen ardından yürüyemez duruma gelmesi,
     
    –          Diz hareketlerinin belirgin derecede kısıtlanması ya da dizin bir açıda kilitlenip kalması,
     
    –          Beraberinde ön çapraz bağ hasarının da olması,
     
    –          Muayene bulgularının belirgin olması,
     
    –          3 – 6 hafta fizik tedaviye rağmen şikayetlerde azalma  olmaması,
     
    Hangi menisküs yaralanmaları ameliyatsız yöntemlerle iyileşir?
     
    Ameliyatsız tedavi alttaki özellikler varsa başarılıdır:
     
    –          Ağrının başlaması düşme veya çarpmaya bağlı ise, şikayetlerin 1 – 2 gün sonra başlaması,
     
    –          Hafif bir darbe ile ağrının başlamış olması,
     
    –          Kişinin ağrıya rağmen yürüyebilmesi,
     
    –          Muayene bulgularının hafif olması,
     
    –          Belirgin şişlik olmaması,
     
    –          Dizini tam açıp, kapatabilmesi,
     
    –          Benzer durumun önceden ameliyatsız iyileşmiş olması,
     
    –          Röntgende kireçlenme bulguları olması ve yaşın 35’in üstünde olması.
  • Dr Cavit MECLİSİ
    09/03/2017
    Doğru Tanı! MR Tanısı Her Zaman Yeterli mi?

    Spor hekimliğinde bir deyiş vardır: “Ameliyat yapmak için sebep arıyorsanız MR çektirin.” Bunun sebebi, sporcuların branşına göre ilgili eklemlerde beklenen değişiklikler olmaktadır. Bu değişiklikler spor yapmayan kişilerde olmaz, MR’da kolaylıkla görülebilir ve yanlışlıkla sakatlanma tanısı alabilir.

    Unutulmamalıdır ki, kas-iskelet ağrılarının doğru tanısı sakatlanma öyküsü ve spor branşının bilinmesi, muayene tanısı ve MR tanılarının bir araya getirilmesi ile konulabilir. Tanı koyarken ayrıca başka gerçeğin akıldan çıkmasına izin vermemek gerekir: kas-iskelet ağrıları 2 mekanizma ile ortaya çıkmaktadır. İlki, dokularda hasar gelişmesidir. İkincisi ise, eklem ve kasların çalışma tarzında normalden sapma (eklem hareketlerinde azalma, kas esnekliğinde azalma, kas kuvvetinde azalma, kontrol ve koordinasyonlu çalışmada bozulma) olmasıdır. Bu yaklaşımla doğru tanıdan emin olduktan sonra, gereken tedavi otomatik olarak karşımızda belirir. Bunun sonucunda, tedavinin başarılı olma olasılığı çok yüksektir. Çünkü, ağrının tam olarak hangi dokudan ve mekanizma ile ortaya çıktığını biliriz. Sadece MR tanısı ile hareket etmek başarılı tedavi olasılığını düşürür.

    Tedavinin ilk amacı sakatlanmış bölgeyi korumak ve hasarın onarılmasına destek olmaktır. Bu aşamada istirahat, buz uygulama, anti-ödem ilaçlar, yüksekte tutma ve bandajlama kullanırız ve bu uygulama 1 – 7 gün sürebilir. İkinci aşama bir öncekinin devamı olup, amacı ağrının en kısa sürede geçirilmesidir. Bu aşamada, sporcunun yapabildiği egzersizler ve ağrılı bölgeyi etkilemeyecek aerobik aktiviteler (yüzme, bisiklet, kol bisikleti, yürüyüş) kullanırız ve bu uygulama 1 – 3 hafta sürebilir. Üçüncü aşamada kuvvetlendirme egzersizlerine geçip, sporcunun eklem ve kaslarını spora özgü hareketlere hazırlamaya çalışırız ve bu hazırlık 1 – 3 hafta sürer. Dördüncü aşamada sporcuya sporuna özgü ve sahada yapması gereken egzersizler yaptırırız ve bu egzersizler 1 – 3 hafta sürer.

  • Dr Cavit Meclisi
    17/02/2017
    Omurga Ağrıları Hakkında
    • Baş ağrısından sonra, bel ağrısı ikinci sırada hekime başvuru sebebidir. Bel ağrısından daha az olmakla birlikte, boyun ve sırt ağrıları da çok yaygıdır.
    • Bel ağrılarının %95’i bel fıtığından kaynaklanmaz. Bunlar bel ve leğen bölgesindeki kaslar, omurgayı saran bağlar ve omurga arkasında yer alan faset eklemlerinden kaynaklanır.
    • Bu ağrılar yaşam tarzımız içinde gelişir ve omurgada hasar gelişmesi durumu yoktur.
    • Bel, boyun ya da sırt ağrıları gelişmesinde etkisinden emin olduğumuz risk faktörleri şunlardır:
    1. Günde 4-5 saatten uzun oturmak,
    2. Ayakta sabit ya da aynı işleri tekrarlayarak çalışmak,
    3. Spor yapmamak ve hareketsiz yaşam tarzı.
    • Yaşam tarzımız içinde gelişen omurga ağrılarında tanı daha çok muayene ile konur.
    • Bu ağrılarda tüm hastalarda etkili olan tedavi omurganın esnekliği ve kuvvetini artıran egzersizlerdir.
    • Omurga ağrılarında hastayı rahatlatacak ve yan etkisi az olan bir ağrı kesici kullanmak yeterlidir. Reçeteye merhemler, iğneler ve kas gevşeticilerin eklenmesinin yararı bilimsel olarak gösterilmemiştir.
    • Sırt ağrıları neredeyse her zaman duruş bozukluğunda kaynaklanır.
    • Bel ağrısın bacak ağrısı da eşlik ediyorsa, muayene ve görüntüleme ile fıtık araştırmak gerekir.
    • Bel fıtıklarının %90’ı ameliyatsız yöntemlerle iyileşir. Bunlar fizik ve egzersiz tedavisi, ve omurga enjeksiyonlarıdır (epidural enjeksiyonlar).
    • Eski yıllarda ameliyatsız iyileşmediğine inandığımız fıtıkların yaklaşık %40’ı epidural enjeksiyonlarla iyileşir.
    • Bel fıtıklarında ameliyata karar verdiğimizde bu 6 ay içinde yapılabilir.
    • Uzun süreli takip edilen hastalardan bilmekteyiz ki, fıtık tanısı ile ameliyat yolunu seçen ve beklemeyi tercih eden hastalar 1 yıl sonra aynı derecede iyileşme gösterir.
    • Sebebi ve tanısı ne olursa olsun, tedavi sonrası egzersizlerine 6 ay devam eden kişilerde ağrıların tekrarlama olasılığı çok düşüktür.

     

     

    Dr Cavit Meclisi

    FTR Uzmanı, FEBPRM, MSc Spor ve Egzesiz Hekimliği

    Tel: 0212 662 86 19

    Gsm: 0542 431 81 85

    Fax: 0212 662 15 25

    cavitm@cavitmeclisi.com

    www.cavitmeclisi.com

  • Dr. Cavit Meclisi
    30/01/2017
    Omuz Ağrıları..Tanı Ve Tedavi Zorluğu Mu?
    Omuz eklemi vücudun en hareketli eklemi olduğundan, özel bir yapıya sahiptir. Bel ve diz ile birlikte en sık ağrıya sebep olan eklemlerdendir. Özel yapısında dolayı tanı ve tedavisinde zorluk ya da hasta memnuniyetsizliği olabilmektedir. Baş üstü atletler (yüzme, tenis, basketbol, voleybol, cirit, vb) ve baş süt iş yapmayı gerektiren mesleği (boyacılık, araba tamirciliği, kameramanlık, vb) olanlarda daha sıktır.
    Diğer kas-iskelet yapılarında olduğu gibi, omuz ağrısında da doğru tanı detaylı öykü ve muayene yolundan geçiyor. Omuz ağrısının 5 sebebi vardır:
    1- Tendon sorunları,
    2- Labrum kıkırdağı ve kemik hasarları,
    3- Bağ hasarı ve gevşek eklem durumu,
    4- Sert omuz eklemi,
    5- Kürek kemiği (skapula) kaslarında kuvvetsizlik ve hareket biçiminde sorun.
    Hasta ya da sporcu düşme ya da darbe sonrası omuz ağrısı başladığını düşünüyorsa, kıkırdak ve bağ hasarında şüphelenebiliriz. Burada ayrıca, tendon hasarları da gerçekleşmiş olabilir. Bunlar muayene, ultrasonografi ve MR ile tespit edilebilir.
    Omuz ağrılarının çoğu zaman içinde ve dokuların aşırı kullanılmasından ortaya çıkmaktadır ve darbe sonucu gelişmez. Böyle bir omuz ağrısında, tendon sorunları, sert eklem ya da kürek kemiği (skapula) hareket sorunları görülür. Bunlar tek başında yada zamanla birlikte olabilecek biçimde karışımıza çıkar. Tendon hasarları, ödem (tendinit), kısmi ya da tam yırtıklar, kronik tendinopati ve kalsifik tendinopati (tendon kireçlenmesi) biçimlerinde görülür. Tendon ağrıları muayene, ultrasonografi ve MR ile tespit edilebilir.
    Sert omuz eklemi ve Kürek kemiği (skapula) kaslarında kuvvetsizlik ve hareket biçiminde sorun sadece muayene ile tespit edilir. Yani, ultrasonografi ve MR ile tespit edilemezler.
    Kesin ve doğru tanı konulduktan sonra, tedavi seçenekleri çeşitli sayıdadır:
    1- İlk günlerde dinlendirme ve buz uygulama,
    2- Gerekirse ameliyat (kıkırdak, kemik ve bağ hasarlarında),
    3- Gerekirse kortizon enjeksiyonları,
    4- Gerekirse PRP, proloterapi, iğne tentomisi,
    5- Gerekirse fizik ve egzersiz tedavisi.
    Antrenman Sonrası Kas Ağrısı İçin Ne Yapmalı?
    Yoğun antrenmanın 1-2 gün sonrası gelişen kas ağrısı (DOMS) için araştırmalara göre yapılacak şeyler şunlardır:
    1- Masaj
    2- Hafif antrenman
    2- Fizik tedavi
    4- Hiperbarik oksijen tedavisi
    5- Basınç uygulayan kolluk ya da bacaklık
    6- Germe
    Engellemek için yapabilecekler:
    1- C vitamini
    2- E vitamini
    3- Yüksek protein


    CAVİT MECLİSİ

    0(212) 662 8619
    0(533) 659 8669

    www.cavitmeclisi.com

    cavitm@cavitmeclisi.com

    Teşvikiye Mah, Hakkı Yeten Cad, Fulya Terrace Binası, No 13, Kat 17, Daire 117, Fulya, Şişli, 34365

     
  • Volkan ŞİRİNOĞLU
    26/11/2013
    Egzersiz Sonrası Beslenme

    Egzersiz Sonrası Beslenme

    Sporcu her müsabaka sonrasının bir başka müsabaka öncesi olduğunu unutmamalı ve yiyecek seçimini aşağıdakilerden uygun olarak yapmalıdır.

    1. Vücutta azalan su ve mineralleri yerine koymalıdır. Müsabakadan 30 dakika sonra su, 1 saat sonra ise süt veya ayran en uygun içeceklerdir.

    2. Kaslarda boşalan glikojen depolarını doldurmak ve kan şekerini eski düzeyine getirmek için karbonhidratlardan zengin yiyecekler (pilav, makarna, patates,…) tüketilmelidir.

    3. Vitamin ve minerallerden zengin taze meyve ve sebzelere, sütlü tatlılara yer verilmelidir.

    4. Proteinli yiyeceklerden sindirimi kolay, yağ içeriği düşük olanlar (tavuk, balık, yoğurt, peynir) tercih edilmelidir.

    Egzersizi takiben rehidrasyon işlemine (sıvı alımı) hemen başlanmalı, beklenilmemelidir.

  • Volkan ŞİRİNOĞLU
    26/11/2013
    Egz. Öncesi Beslenme Kuralları
    Egzersiz Öncesi Beslenmenin Kuralları

    Uzmanlar, antrenman ve müsabaka öncesi vücudunuz için doğru menüyü belirlerken egzersiz tipine, yoğunluğuna ve günün saatine dikkat eder.

    ·         Her gün yenen uygun yüksek karbonhidratlı menüler yüksek miktarda enerji sağlar ve vücudu hareket için hazırlar. Egzersizden önceki bir saat içerisinde atıştırılan yiyecekler öncelikle sizi açlıktan korur ve kan şekerinizi muhafaza eder. Bunlar kayda değer bir şekilde kas glikojen depolarını doldurmaz. Asıl enerji dolumu egzersizden sonraki bir saat içerisinde gerçekleşir. Bu süre içinde özellikle karbonhidrat ve protein içeren besinlerin alınmasına önem verilmelidir.

    ·         Eğer 60-90 dakikadan fazla süren egzersizler yapılıyorsa düşük glisemik etkisi olan karbonhidratlar seçmek gerekir. Yoğurt, muz, elma, fasulye, yulaf ezmesi, mercimek sadece birkaç seçenektir. Egzersizden bir saat önce yendiği zaman besinler sindirilebilir ve enerjiye dönüştürülebilir ve daha sonrada aktivite boyunca enerji üretiminin devamlılığını sağlayabilir.

    ·         Bir saatten az süren egzersiz yapılıyorsa mideyi rahatsız etmeyecek, kolay sindirilebilir sağlıklı yiyeceklerden atıştırılabilir. Ekmek çeşitleri, kraker ve pastalar en popüler az yağ ve yüksek karbonhidrat içeren yiyeceklerdir.

    ·         Yüksek yağ içeren proteinler sınıflandırılmalıdır. Örneğin, peynir, biftek, hamburger, fıstık yağı içeren besinler uzun süreli gastrik boşalmaya neden olur. Patates kızartmasıyla yenen cheeseburger, büyük bir külah dondurma, yağda kızarmış proteinler gibi… buna karşılık, düşük miktarda yağ içeren proteinlerin az miktardaki alımı açlığı geciktirdiğinden ve mideyi tuttuğundan dolayı önerilebilir.

    ·         Şekerli yiyeceklerin (meyve suyu, jelibon, şurup ve spor içecekleri gibi) veya yüksek glisemik etkisi olan yiyeceklerin ( patates, bal, corn flakes, pirinç gibi) alımına dikkat edilmelidir. Buna rağmen birçok sporcu egzersiz öncesi şeker yüklenmesiyle iyi performans gösterebilir. Bu tarz karbonhidratları yoğun egzersizden önceki 15 - 20 dk içinde yiyen kişilerde hipoglisemi etkisiyle yorgunluk , baş dönmesi ve güçsüzlük görülmüştür. Antrenman öncesi şekerli yiyecekleri yiyenlerin bunu vücudunda denemesi gerekir. Genel olarak egzersiz öncesi yenen gıdaların performansı arttırdığı araştırmalarla saptanmıştır. En güvenli yol şekerli gıdayı egzersizden hemen 5-10 dk önce almaktır. Çünkü egzersize başlandığında vücut insülin salgılamayı durdurur. Eğer gıda mideyi rahatsız etmemişse şeker düzeyi sabit tutulur ve hipoglisemiye girmeden egzersiz sırasında glikozdan yararlanılabilir. Daha da iyisi gıda alımına daha az ihtiyaç duymak için normalin üzerinde miktarda kahvaltı ve öğlen yemeği yenmesidir.

    ·         Sindirim için yeterli zaman ayrılmasına izin verilmelidir. Yüksek kalorili yiyecekler hafif atıştırmalara göre her zaman daha geç sindirilir. Geniş bir menünün sindirilmesi için 3-4 saat, daha küçük menüler için 2-3 saat, sıvı içerikli menüler için 1-2 saat, hafif atıştırmalar için 1 saat zaman gereklidir. Bu süre toleransa göre değişir. Eğer saat 10.00’daki bir yarışa katılacaksanız, düşük yağlı sütle bir kase tahılı 07:00 – 08:00 civarı yemelisiniz. 1000-1200 kalorilik kekle aldığınız kalori size ağır gelebilir. Öğlen müsabakası için saat 08:00’de kekle yapılan bir kahvaltı sindirime uygundur.

    ·         Yoğun egzersizden önce sindirime düşük seviyeli egzersizden daha fazla zaman ayırılmalıdır. Kaslar yoğun egzersizde istirahate göre daha fazla kana ihtiyaç duyar. Bu yüzden mide sadece %20’lik kanlanmadan yararlanabilir. Bu da yavaş bir sindirim işlemleri demektir ki midedeki rahatsızlığın nedeni budur. Yoğunluğu ayarlanan egzersiz boyunca mideye kan akımı %60-70 civarındadır.
    Eğer hassas bir mide varsa sıvı içerikli öğünler denenmelidir.Sıvı yiyecekler katılara göre mideden daha çabuk ayrılma eğilimindedirler.


    Yenilen Yemeğin İçeriği

    Amaç, sporcunun sindirim işlemi tamamlanmış mide ve bağırsakla müsabakaya girmesidir. Sindirimi kolay besinler seçilmelidir. Bu nedenle, en uygun olanlar karbonhidratlardır. Normalin üzerinde yağlı ve tuzlu yiyecekler alınmamalıdır. Nedeni ise yağlı yiyecekler mideyi geç terk eder. Tuzun normalin üzerinde alınması da vücutta fazla su tutulmasına neden olur. Az yağlı ve bol karbonhidratlı yiyecekler müsabakadan en az 3 saat önce yenilmelidir.
    ·         Posa içeriği fazla olan çiğ sebze ve meyvelere, kepekli ekmeğe bu öğünde yer vermemek gerekir.
    ·         Meyveler komposto şeklinde ya da kabuksuz olarak tüketilmelidir.
    ·         Proteinli yiyecekler azaltılmalıdır. Sindirimleri karbonhidratlara oranla daha uzun sürer ve vücutta su kaybına neden olurlar. İstenirse yağ oranı düşük olan tavuk eti tercih edilmelidir.
    ·         Gaz yapıcı etkisi olan süt ve yoğurt tüketilmemelidir.
    ·         Lokanta ve restoranlarda soğuk ve kremalı yemeklerden kaçınılmalıdır. Nedeni ise besin zehirlenmesinden korunmak içindir .


    Egzersiz Öncesi Gerekli Su ve Glikoz Alımı

    Çoğu sporcu müsabaka öncesi “performansı arttırır, çabuk enerji sağlar’’düşüncesi ile şekerli içecekler tüketmektedir. Günlük yaşamda, öğünlerle birlikte bir miktar şeker almak gerekli olduğu halde, özellikle müsabaka öncesi olumsuz etkileri olmaktadır .

    Kan Şekerini Düşürürler

    Şeker, glikoz, pekmez, bal gibi basit şekerlerin en belirgin özelliği kan şekerini ani yükseltip, düşmesine neden olmalarıdır. Düşük kan şekeri ise yorgunluk, baş dönmesi gibi belirtileri beraberinde getirmektedir .

    Kas Glikojen Depolarının Boşalmasını Hızlandırırlar

    Kas şekerinin düşmesi ile karaciğer ve kaslardaki glikojen depolarından, glikoz çekilmesi sonucu, bu depolarda boşalma olur. Böylelikle, sporcu müsabaka sırasında gerekli olan enerjiyi sağlamakta zorlanır .

    Yağ Metabolizmasını Bozarlar

    Kandaki kolesterol ve trigliserit düzeylerinin artmasına neden olurlar. Yağ oranının kanda artması ise yine performansı olumsuz etkiler. Aynı zamanda kan ürik düzeyini arttırırlar. Basit şekerlerden fruktozun (meyve şekeri) diğerleri gibi kan şekerini ani yükseltip düşürmediği, kas glikojen depolarında boşalmaya neden olmadığı, yapılan son araştırmalarda belirlenmiştir. Ancak araştırmalar halen sürmektedir.

    Yenilen Yemeğin Zamanı

    Son öğünün, müsabakadan 3 saat önce tüketilmiş olması gerekir. Sporcunun sinirli ya da heyecanlı olması ile bu süre 3.5 - 4 saate kadar değişiklik gösterebilir .

    Bu öğünde yer alacak yemeklerin daha önce sporcular tarafından denenmiş olması, lezzet ve görüşünün tatmin edici özellikte olması gerekir .

    İçecek Miktarı ve Cinsi

    Bu öğünde içilebilecek en iyi sıvı sudur. Sporcu istediği kadar içebilir. Ayrıca gaz yapıcı özelliği olmayan taze sıkılmış meyve suları bu öğünde yer alabilir.

    Müsabakadan en az 30 dakika önce sıvı ihtiyacı karşılanmalıdır .

    Egzersiz Öncesi Sıvı Alımı

    Sporcunun göstereceği performansta vücuttaki su doygunluğunun önemi bilinmektedir. Bilindiği gibi susuz kalmış bir vücutta yorgunluk, kramplar, soluk almada güçlük ve kas çalışmasında yavaşlama olmaktadır.

    Son öğünde 2-2,5 su bardağı su alınmalıdır. Müsabakadan 20 - 30 dakika önce 1 – 1.5 su bardağı olmak üzere içilebilecek en iyi içecek (sıvı) soğuk (5 – 10C ˚) sudur. Soğuk suyun mideyi boşaltması oda sıcaklığındaki suya göre daha hızlıdır. Normalin üzerinde su içilmesi ise rahatsızlığa, uyuşukluğa neden olabilmektedir .

    Kaynak : Volkan ŞİRİNOĞLU - 10-14 Yaş Grubu Farklı Spor Branşlarında ki Çocukların Beslenme Alışkanlıklarının Belirlenmesi.

  • Volkan ŞİRİNOĞLU
    26/11/2013
    Sporcularda Protein Alımı
    Proteinler

    Günlük kalori ihtiyacımızın % 15-20 proteinlerden sağlanır. Hücrelerin yapı taşı olan proteinler, amino asitlerin bir araya gelmesinden oluşmuşlardır. Bilinen 22 amino asitin 8 tanesi vücutta yapılamadığından elzem amino asit olarak adlandırılır.
    Hayvansal ve bitkisel kaynaklı proteinlerle organizmaya kazandırılması zorunlu olan elzem amino asitleri şunlardır;
    Lösin, Valin, Teronin, İzolösin, Fenilalanin, Triptofan, Lizin, Metionin.
     
    Proteinler bir yapı maddesidir. Nitekim sporcularda çeşitli fiziksel aktivitelerden sonra idrarla azot atılışının arttığı saptanmıştır. İdrarla ne kadar azot atılırsa protein organizmada o oranda kullanılıyor demektir.


    Proteinlerin Vücuttaki Önemli Görevleri
     
    1. Büyüme ve gelişme
    2. Doku onarımı ve yapımı
    3. Kan proteini olan hemoglobinin yapımı
    4. Vücut çalışmalarında görev alan enzim ve hormonların yapımı

    Sporcuların spor yapmayan kişilere göre daha gelişmiş vücut kas kitlesine sahip oldukları bilinmektedir. Kasların yapısını proteinler oluşturur. Bu da sporcuların normalin üzerinde protein almaları gerektiği fikrini doğrulayabilir.
    Günlük kas çalışmasındaki artışla birlikte protein gereksinimi de artar. Ancak bu gereksinim günlük enerji alımı içinde doğal olarak karşılanmış olur.
    Sağlıklı bireylerde vücut ağırlığının her kilogramı başına 0.8 - 1.0 g, protein yeterli iken bu oran sporcularda 1.5 - 2.0 grama kadar yükselir. Başka bir deyişle, günlük alınması gereken enerjinin % 12 - 20’ sinin proteinlerden karşılanması gerekir. Özellikle kuvvet gerektiren spor dallarında yer alan sporcuların birçoğu protein gereksinimlerini protein tozlarından karşılama eğilimindedirler.

    Günlük 4-6 saatlik ağır antrenman dönemlerinde, sporcunun yeterli yiyecek tüketemediği durumlarda, protein tozları özellikle amino asitleri organizmaya kazandırmak açısından pratik bir çözüm olmaktadır.
    Ancak enerjinin besin öğelerine dağılımının dengesiz korunması açısından protein tozlarının gelişi güzel kullanılması önerilmez .

     
    Normalin Üzerinde Protein Tüketme

    1. Vücutta belirli bir protein deposu yoktur. Bu yüzden normalin üzerinde proteinler yağa dönüşerek depo edilir. Yağın artması ise sporcunun performansını düşürüp, istenmeyen vücut ağırlığına neden olur.
    2. Proteinlerin parçalanması sonucu oluşan artık ana maddenin atımı, (ürik asit gibi) böbrekler ve idrar yolu ile olur. Bu da sporcular için önemli diğer bir öğe olan su kaybına yol açar.
    3. Normalin üzerinde protein tüketimi vücutta kalsiyum atımını hızlandırmaktadır.
    4. Hayvansal kaynaklı proteinlerin yapılarında katı yağ ve kolesterol bulunur. Bu tür yiyeceklerin normalin üzerinde tüketimi ileri yaşlarda kalp-damar hastalıklarına yakalanma olasılığını arttırır .


    Yetersiz Protein Alımı

    Vücuda yeterli protein alınamadığı durumlarda vücut kendi hücrelerini kullanır. Bunun sonucunda ise, önce büyüme durur. Daha sonra vücut ağırlığında azalma başlar. Vücudun direnci azaldığı için hastalıklara yakalanma olasılığı artar. Hastalıklar uzun sürer ve ağır seyreder. Ayrıca kan proteini olan hemoglobin yapılamadığı için kansızlık oluşur .

    Sporcuların Tüketmeleri Gereken Protein Miktarı

    Vücuda alınan proteinler amino asit adı verilen küçük parçalara ayrılırlar. Bu amino asitlerin bir kısmı enzim ve kan proteinlerinin yapımında kullanılırlar. Amino asitlerin kandaki düzeylerinin yükselmesi ile özellikle iskelet kaslarındaki dokulara protein sentezi uyarılmış olur. Proteinlerin kullanılması sonucu ortaya çıkan artık maddeler ise vücuttan atılırlar .

    Sporcularda Protein Seçimi

    İyi bir protein seçimi %50 hayvansal, %50 bitkisel karışımdan oluşandır.
    Bir başka deyişle, günlük 150 g protein alması gereken bir sporcu diyetini 75 g hayvansal, 75 g bitkisel kaynaklı protein içecek şeklinde düzenlemelidir .

    Hayvansal Proteinler
    Et, balık, tavuk, süt, yoğurt, deniz ürünleri .

    Bitkisel Proteinler
    Kuru baklagiller ( mercimek, nohut, kuru fasulye…), tahıllar ve sebzeler .

    Et Yemeyenler

    Hiçbir hayvansal besin tüketmeyenlerde vücutta yapılamayan ve yiyeceklerle alınması gereken 8 önemli amino asidi bitkisel proteinlerden sağlamak oldukça güçtür. Et dışındaki süt, peynir, yumurta gibi hayvansal besinleri tüketenler için fazla bir sorun olmamakla birlikte, yiyeceklerini zenginleştirmekle daha iyi kalitede protein elde edebilirler.

    Örneğin; Nohut + bulgur, Kuru fasulye + Pilav, Pirinç çorbası + Yoğurt, Yumurta + ıspanak, Makarna + peynir, Sütlaç
    Böylelikle, nohutta bulunmayan bir amino asidin, bulgurda bulunması ve bu iki yiyeceğin bir arada tüketilmesi ile organizmadaki eksikliği tamamlanmış olur. Yalnız bitkisel kaynaklı besin tüketen sporcular için ise yapısında %20’den fazla protein bulunduran aşağıdaki yiyecekler örnek olarak verilebilir.

    Soya fasulyesi, barbunya, mercimek, bezelye, kuru fasulye.

    Kaynak : Volkan ŞİRİNOĞLU - 10-14 Yaş Grubu Farklı Spor Branşlarında ki Çocukların Beslenme Alışkanlıklarının Belirlenmesi.


  • Dr Saruhan ÖZEL DenizBank Baş Ekonomisti
    01/09/2013
    Nasıl Sporcu Olunur?

    Spor sadece çocukların/gençlerin fiziksel gelişimi için gerekli değil. Ondan çok daha önemlisi sporun çocuğun kişiliğine, karakterine, hayat görüşüne yaptığı katkı. Bu katkı sayesinde sporun içinden gelenler profesyonel sporcu olamasalar dahi hayatta başarılı olurlar. Çünkü ilerdeki iş hayatlarında spor hayatlarında yaşadıkları ortamın bir benzerini bulurlar. Sporcular aşağıda basketbolun efsane oyuncu ve antrenörlerinden derlediğim tavsiyelere uyabilirlerse sadece spor yaptıkları dönemde değil tüm hayatları boyunca başarılı olacaklarından zerre kadar şüphem yok:

    • Kareem Abdul-Jabbar: 2 yaşamlık başarı elde ettim. Bu başarı yetenek yanında çok çalışmakla ve şansın yanımda olmasıyla mümkün oldu.

    • Bob Knight: Çoğu insan kazanmak istiyor ama çok az kişi kazanmak için çalışıyor.

     Michael Jordan: Basketbol mesleğim boyunca 9 binden fazla şut kaçırdım. 300 civarında maç kaybettim. 26 defa oynadığım takım bana güvenerek galibiyeti getirebilecek son hücumu kullandırdı ama o sayıyı atamadım. Ard arda başarısızlıklar yaşadım. Sonunda başarılı olabildiysem sebebi budur.

    • Larry Bird: Liderlik topa atlamaktır, seyircileri ve takım arkadaşlarını heyecanlandırıp maçın içine çekmektir. Sorumluluk almak ya da sorumluluğu alana asist yapabilmektir. Ancak bu şekilde diğer oyuncuların saygısını kazanabilirsiniz.

    • Jim Valvano: Babam bana birinin birine verebileceği en iyi hediyeyi verdi. Bana güvendi.

    • Don Meyer: Şutörler şu atar. En iyi şutörler şutların çoğunu atar.

    • Jim Naismith: Vücudun güçlü, zihnin açık ve hedeflerin yüksek olsun.

    • Dru Joyce II: Basketbol herşey demek değildir. Sadece sizi A noktasından B noktasına götürecek bir araçtır. Basketbolu kullanın, o sizi kullanmasın.

    • Dean Smith: Her maçın ölüm kalım maçı olduğunu düşünüyorsan çok sorunun var demektir. Çünkü bir çok defa öleceksin. 

    • John Wooden: Namından ziyade karakterine önem ver ve geliştir. Namın insanların seni nasıl algıladığından ibarettir. Gerçekten kim ve ne olduğunu karakterin gösterir.

    • Rick Pitino: En çok çalışanlar en son teslim olanlardır.

    • Michael Jordan: Başarısızlığı kabul edebilirim ama denememeyi kabul edemem.

    • Don Meyer: Her antremanınızı son maçınızı kaybetmiş gibi yapın.

    • Jerry Tarkanian: Oyuncularınız maçta ne kadar düşünürse ayakları o kadar yavaşlar.

    • Jerry West: Sadece çalışmak istediğin zaman çalışırsan hayatta başarılı olamazsın. 

    • Pat Riley: Yetenekli bir takım kendisini bencillik yapmadan birbirine güvenmeye, içgüdüsünü, cesaretle ve çabayla birleştirmeye adayabildiğinde hızla yükselmeye hazır demektir. 

    • Jim Calhoun: Basketbol derinin rengi, ne lisan konuştuğun, ya da dininin ne olduğu ile ilgilenmez. Büyük ya da küçük, hızlı ya da yavaş olduğuna da bakmaz. Sadece senden çıkıp oynamanı, rekabet etmeni, onurunla kaybetmeni ve rakibine saygı göstererek kazanmanı ister.

    • Michael Jordan: Yetenek maç kazandırır. Ama takım oyunu ve oyun zekası şampiyonluğu getirir.

    • Bob Hurley: Her oyuncumun olabileceğini zannettiğinden daha da iyi olabileceğine inanırım. Ama bunu oyuncular değil ben sağlarım.

    • Don Meyer: Büyük oyuncuların üzerinden oynayın. Her büyük takımın üzerinden oynadığı büyük oyuncular vardır.

    • Pete Maravich: Sevgi kaybetmez. Sağlam karakter vazgeçmez. Sabır ve ısrar rüyaların gerçekleşmesini sağlar.

    • Mike Krzyzewski: Her zaman bir sonraki oyunu düşün (yaptığın bir harekete takılıp kalma).

    • Jason Kidd: Salona sabahın çok erken saatlerinde gitmek, geç vakitlere kadar antreman yapmak, arkadaşların dışarda gezerken salonda çalışmak. NBA oyuncusu olmak isteyenler bu fedakarlıkları yapmak zorundadır.

    • Charles Barkley: Kaybetmekten korkuyorsan başarılı olmayı haketmiyorsun demektir.

    • Rick Pitino: Kaybetmek iyidir. Besleyicidir. Antrenörlük hayatımda ne öğrendiysem kaybetmeme neden olan hatalarımdan öğrendim.

    • Magic Johnson: Takım arkadaşlarına senin için ne yapacaklarını sorma. Senin onlar için ne yapabileceğini sor.

    • Michael Jordan: Engeller seni durdurmamalı. Duvara çarpsan bile geri dönme ve vazgeçme. Duvarı nasıl tırmanacağını, nasıl aşabileceğini ya da içinden nasıl geçebileceğini bulmaya çalış.

    • Hubie Brown: Ne kadar iyi olsan da, ne kadar başarının en üst seviyesini yakalamış bir oyuncu olsan da sokağa geri dönmenin sadece bir adım ötesinde olduğunu unutma.  

    • Don Meyer: Överken yüksek sesle söyle. Eleştirirken fısılda.

    • Bob Knight: Herkes şampiyonluk istiyor. Herkes takım (Indiana Üniversitesi) rekabetçi olsun istiyor. Peki nasıl olacak ? Süt içip kurabiye yiyerek olmuyor.

    • Mike Krzyzewski: İstekli olduğun zaman hedefini görür ve engellerin seni vazgeçirmesine izin vermezsin. Ulaşmak istediğin şeyi gerçekten çok istiyorsan reddedildiğinde ya da başarısız olduğunda vazgeçmezsin. Hiç bir şeyin seni durduramayacağına inanırsın.  

    • JohnWooden: Yetenek seni zirveye taşıyabilir ama zirvede kalabilmeni sağlayacak olan olan akli, ahlaki ve fiziksel kalitendir.  

    • Phil Jackson: Babamın çalışma masasında şu sözlerin yazılı olduğu bir poster vardı: Kafan (aklın) ne kadar büyükse ayakkabılarını doldurmak (başarılı olmak) o kadar kolaydır. Çok haklıymış.

    • Charles Barkley: Küçük basketbolcuların örnek alması gereken büyük basketbol yıldızları değil, anne babaları olmalıdır.

    • Bill Russell: Olay her şutu bloklamak değildir. Rakibini bloklayabileceğine inandırmaktır.

    • Tim Duncan: İyi, daha iyi, en iyisi. Hiç bir zaman çalışmayı bırakma. İyi daha iyi olana, daha iyi en iyi olana kadar.

    • Anonim: Ulaşılamamış hedef yoktur. Hayal edilmemiş hedef vardır.

    • Anonim: Küçük hataların önemsiz olduğunu düşünüyorsan 1 sayıyla kaybettiğin son maçı düşün. 


    Dr Saruhan ÖZEL

    DenizBank Baş Ekonomisti


  • Dr Saruhan ÖZEL DenizBank Baş Ekonomisti
    21/08/2013
    Sporcu Çocuklarımıza Nasıl Destek Olmalıyız?

    Anne baba olarak çocuklarımıza bilinçli bir şekilde spor yaptırabilmek için büyük özverilerde bulunuyoruz. Antrenmanlarına ve maçlarına getirip götürüyor, masraflarını karşılıyor, doğru şekilde beslenmesine uğraşıyor, hastalansa ya da sakatlansa çocuğumuzdan büyük üzüntü yaşıyoruz. Benim çocukluğumda babam maça geldiğinde sevinirken bugün oğlumun antrenmanını kaçırmak zorunda kalırsam üzülüyorum. Bu özveri karşılığında da doğal olarak çocuklarımızın başarılı olmasını istiyoruz. Ama bazen bunun için yaptıklarımız aşırıya kaçabiliyor ve asıl amaçlara ulaşmayı engelleyebiliyor. Çocukların spor yaparak fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı bireyler olarak yetişmesini ve yetişkin dönemlerinde çok ihtiyaç duyacağı rekabetle ve zorluklarla mücadele etmeyi öğrenmesini zorlaştırıyor. Bir sporcu babası olarak engelleyemediğim, ama engellemem gereken, bir çok hatam var. İşte onlardan bazıları.

    Çocuğumdan Benim Yapamadıklarımı Yapmasını İstiyorum

    Bir çok anne ve baba gibi benim de geçmişte yaşadığım başarısızlıklar var. Uzun yıllar basketbol oynamama rağmen çok istediğim halde çeşitli sebeplerle “basketbolcu” olamadım. Yapamadıklarımı çocuğumun yapmasını isteyerek geçmiş başarısızlığımı/yetersizliğimi gidermek istiyorum ama bu çocuğuma büyük haksızlık. Ben olamadım diye o basketbolcu olmak zorunda değil. Çocuğum kendi isteği ile ve gerçekten seviyorsa spor yapmalı çünkü ancak o takdirde kendisini vererek spor yapabilecek ve başarılı olabilecek.

    Çocuğumu Kendisiyle Değil Rakipleriyle Yarıştırıyorum

    Oğlumu seyrederken sürekli takımındaki diğer arkadaşları ya da diğer takımlardaki rakipleriyle kıyaslıyorum. Onlardan daha üstün olmasına uğraşıyorum. Olmayınca kızıyorum. Halbuki sporun asıl amacı çocuğun “kendisi” ile yarışması. Sürekli kendisini geliştirmesi. Bana yetmeyebiliyor ama oğlum kendini geliştirdiği sürece, daha önce yapamadığını çalışıp yapabildiği sürece, son derece başarılı bir sporcu aslında.

    Antrenörlük Yapıyor ve hatta Antrenörün de İşine Karışıyorum

    Gayet doğal olarak, antrenmanda veya maçta benim için tek önemli şey kendi çocuğumun ne yaptığı. Halbuki antrenör tüm takımı düşünmek zorunda. Çocukların gelişimine özen gösterirken takımda adaleti sağlamak zorunda. Bunları yaparken kulübün geleceğini düşünerek maç kazanmak durumunda. Üstyapıya oyuncu yetiştirme sorumluluğu var. Sürekli kendi çocuğuna konsantre olan anne babaların istediklerini yerine getirip hepsini memnun etmeleri mümkün değil. Yaklaşık 4 yıllık, kısa ama yoğun sporcu veliliği sürecimde öğrendiğim en önemli mesaj, çocuğuma antrenörlük ya da hocalık yapamayacağım ve aynı zamanda yapmamam gerektiği. Veli olarak tek yapabileceğim, çocuğumun en doğru bir şekilde spor yapabileceği ortamı sağlamak. Benim saatlerce öğretmeye uğraştığım bir şeyi antrenörü (hem de benim öğretmeye çalıştığım şekilde) 10 dakikada öğretiveriyor. Acaba neden? Ve en büyük hatam da 3-5 sene basketbol oynadım diye hem bilfiil oynamış hem bu işin eğitimini almış hem de elinden bir sürü oyuncu geçmiş olup tecrübe kazanmış antrenörün işine karışıp antrenman ve maç taktikleri vermek ve çocuğumu nasıl eğiteceğini/oynatacağını ona öğretmeye çalışmak. Bunların hiç biri antrenörler tarafından hoş karşılanmadığı gibi şiddetine bağlı olarak çocuğuma olan ilgisinin azalması riskini de doğuruyor. Sonuç: Veli veliliğini, antrenör de antrenörlüğünü bilmeli.

    Çocuğumu Değil Performansını Önemsiyorum

    İşte yaptığım hataların belki en büyüğü. Başarısız bir hareket yaptığında çocuğuma kızıp bağırıyorum. Hatta kötü oynadığı bir maçtan hemen sonra acımasızca eleştirebiliyor ve hatta cezalandırma yoluna gidebiliyorum. Bu yaptığımın çocuğumun duygularını incitmekten ve onu şartsız/koşulsuz sevmediğimi düşünmesinden başka bir faydası yok. “Beceremezsem annem/babam bana kızacak” diyerek maça çıkan bir sporcunun başarılı olma şansı zaten yok. Başarılı sporcuların en önemli özelliği kendilerine güvenmeleri. Ama kendilerine güvenmeleri de ancak anne ve babalarının ona güvendiklerini bilirse (ve bunu görürse) mümkün.

    Çocuğumun “Başarısız” Olmasına Katlanamıyorum

    Başarılı sporcuların (kendine güvenle de alakalı olarak) bir başka önemli özelliği, başarı için risk alıp teşebbüste bulunmaları. Ne kadar teşebbüste bulunurlarsa da başarısızlık şansları artıyor. Ama bu tür başarısızlıklar aslında çocuklara neyi yanlış yaptıklarını gösteriyor. Dönem dönem başarısız olsun ki ders çıkarsın. Yeteri kadar düşmeden yürüyebilen çocuk yok ki. Başarısız bir şut bir sonraki şutun daha doğru atılıp sayı olmasını sağlayabiliyor. Bugünkü iş hayatımda bunun ne kadar önemli olduğunu bildiğim halde çocuğumun başarısızlıklarına kızma hatasını sıkça yapıyorum.

    Hatta çocuklarımdan biri karakteri gereği başarısızlığa katlanamıyor ve belki de bu benim hırslı yaklaşımımdan da kaynaklanıyor. Böyle durumlarda çocukları özellikle başarısız olabileceği bir ortama sokup başarısızlığın da sporun bir parçası olduğunu ve kabullenilmesi gerektiğini göstermek ve bu başarısızlığı düzelterek kendilerini geliştirmeye zorlamak olduğuna inanıyorum.

    Çocuğum Başarının “Kazanmak Ya da Kaybetmek” Olduğunu Düşünüyor

    Kaybettiği zaman kızdığım gibi kazandığı zaman da çok seviniyorum ve çocuğum da haliyle kazanmayı ya da kaybetmeyi önemsiyor. Halbuki önemli olan elinden geleni yapıyor olması ve/veya potansiyeline uygun bir performans göstermesi. Sadece sayı atıp tribünleri coşturması değil, savunma yapıp arkadaşlarına destek vermesi, takım oyuncusu olması.

    Sporun Aynı Zamanda Oyun Olduğunu Unutuyorum

    Hırslı bir veli olduğum için sporu da bir amel olarak görme meyilim var. Halbuki özellikle çocuk sporcular için spor amel değil. Arkadaşlarıyla bir araya gelip eğlendiği, iyi vakit geçirdiği, bir şeyler paylaştığı bir oyun. Neden antrenörü benden daha iyi öğretebiliyor çünkü oyun oynatarak öğretiyor. Bense ders vererek, zorlayarak kızdırıp sinirlendirerek öğretmeye çalışıyorum. Ben günlerce diş fırçalatamazken anaokulunda nasıl oyun oynayarak diş fırçalamayı öğrendiğini unutuyorum. Eğer çocuğumuz spor yaparken eğlenmiyorsa veli olarak dikkat etmemiz gerekir. Çocuğumuz o spora uzun süre devam etmez. Eğlenmesini engelleyen faktörleri (antrenör korkusu, takım arkadaşı ile kavga, ya da belki tribündeki velinin baskısı) bulup ortadan kaldırmak gerekir.

    Başarının Tehditle Gelebileceğini Zannediyorum

    Bazen kendimi kaybediyor ve beğenmediğim bir performans sonrasında çocuğumu bir daha antrenmana götürmemek, spor aktivitesini bitirmek gibi tehditlerle korkutmaya çalışıyorum. Bilimsel çalışmalar bazen tehditle sonuç alınabildiğini gösterse de bu ancak kısa vadeli olup istikrar kazanamıyor ve tehditler süreklilik kazandığında çocukta uzun vadeli psikolojik sorunlara da yol açabiliyor. Belki benim çocuğuma özel olabilir ama tehdit yerine “eminim ki bunu daha iyi yapabilirsin, hadi göster kendini aslanım benim” şeklinde telkinler yaptığımda ve “kendisini geliştirmeye dayalı” bir teşvik (ödül) sistemi uyguladığımda kalıcı sonuçlar almam daha kolay oluyor.

    Görüldüğü üzere sporcu velisi olmak zor. Bu kadar özveri içinde geniş düşünememek ve yukarda bahsettiğim hataları yapmak kolay. Ama maalesef çoğu zaman çocukların sportif başarılarını kendileri değil velilerin bu tür hataları belirliyor.

    Dr Saruhan ÖZEL
    DenizBank Baş Ekonomisti

tüm köşe yazıları için tıklayınız >>
SON EKLENEN VİDEOLAR
1
2
3
tüm videolar için tıklayınız >>
DUYURULAR
  • Basketbol Altyapı ve Takım Seçmelerimiz Devam Ediyor!! Kayıt Yaptırdınız Mı?
    Basketbol okulu ilk bakışta hafta sonları yapılan sportif bir sosyal faaliyet olarak gözükse de çocukların kişilik gelişimini önemli derecede etkileyen bir çalışmadır.

    Basketbol okuluna devam eden çocuk sezon içerisinde yeni dostluklar kurar, fiziksel olarak güçlenir, reflekslerini geliştirir, kazanmayı/kaybetmeyi ve bu duyguları hazmetmeyi öğrenir...
  • Teşvikiye SK Yaz Spor Etkinlikleri
    TEŞVİKİYE SK TAM GÜN SPOR OKULU

    Sporun sonsuz enerjisini hissetmek isteyenlerin bu yaz ki adresi TEŞVİKİYE SK !
    Tam gün ve yarım gün programlarımız ile yaz spor etkinlikleri 4’er haftalık 2 dönem halinde sizinle..

    1. Dönem 30 Haziran – 25 Temmuz (4 Hafta) TAM GÜN SPOR OKULU
    2. Dönem 4 Ağustos – 29 Ağustos (4 Hafta) TAM GÜN SPOR OKULU

tüm duyurular için tıklayınız >>
EN SON HABERLER POPÜLER HABERLER
1
2
3
4
5
6
1
2
3
4
5
6

VOLEYBOL  MAÇLARI


2016-2017 sezonu sona ermiştir!

Hazırlık maçlarımız yakın bir süre sonra buradan duyurulacaktır!

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Teşvikiye Spor Kulübü
design